Bildiri Konusu:Aile Eğitimi ve Katılımı


Özel Gereksinimli Çocuklar: Aile Bakış Açısı İle Bir Değerlendirme
Aile sistemleri kuramı, aileyi alt sistemlerden oluşan ve üst sistemlerin de bir parçası olan yapı şeklinde tanımlanmaktadır. Aile sistemleri kuramı sosyal hizmet perspektifinden, danışanın yaşam deneyimlerini ve birbirleriyle ilişkilerini değerlendirmek için sorun ve ihtiyaçların ardında yatan etmenlere bütüncül bakmayı vurgulamaktadır. Aile yapısı bir sistem olarak incelendiğinde, ebeveynler, çocuklar ve aile ilişkisine dahil olan herkesi sistemin içerisine dahil etmek gereklidir. Bu bağlamda ailede özel gereksinimli bir çocuğun olmasının anne, baba, kardeşler hatta geniş aile üyelerini etkileyeceği düşünülmektedir.
Aileye özel gereksinimleri olan bir çocuk katıldığında ailenin rutinine; sağlık, eğitim, psiko-sosyal destekler, politikalar ve aile bireyleri aracılığıyla bakım verme gibi dinamikler eklenmektedir. Ebeveynler daha fazla stres yaşamakta, depresyon, devam etmede güçlük, umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk, kızgınlık, yalnızlık, üzüntü gibi yoğun duygular hissetmektedirler. Tüm bunlara ek olarak özel gereksinimli çocuğun olduğu aileler, daha sık ekonomik zorluklarla karşılaşmakta ve kaynakların zamanla azaldığı bilinmektedir. Aile üyelerinin sorumlulukları artmakta, genellikle anneler çocuklarının bakım yüklerini üstlenen ilk kişiler olmaktadır. Annelerin yaşam deneyimlerini inceleyen çalışmalarda, gelecekle ilgili ciddi endişelere sahip oldukları, sosyal ilişkilerinin önemli ölçüde değiştiği; aile yaşamı üzerinde sıklıkla olumsuz etkilerinin olduğu; annelerin iyilik hallerinin babalara oranla daha düşük olduğu, eş desteğinin yaşam kalitesini etkilediği; annelerin ruh sağlığı sorunlarının sık sık ortaya çıktığı ve ruh sağlığı desteğine erişimde engeller olduğu görülmüştür. Babaların bakış açısı ile değerlendirildiğinde, babalarının duygularını bastırarak güçlü kalmaya çalıştıkları, durumu sosyal çevreleri ile paylaşmadıkları ve babalığı koruyuculuk, önceliyicilik ve sorumluluk boyutları ile deneyimledikleri bildirilmiştir. Özel gereksinimli çocuğu olan çiftler arasındaki dengenin daha sık bozulduğu, ailelerin doğurganlık niyetlerinden daha sık vazgeçtikleri, daha sık geleneksel cinsiyet rolleri gösterdikleri ve sağlık durumlarının daha kötü olduğu vurgulanmaktadır. Kardeşler bağlamında incelendiğinde, özel gereksinimli çocuk ve kardeşi arasındaki ilişkinin sıcak ve destekleyici olmasının davranış sorunları ile baş etmede olumlu etkilere sahip olduğu bilinmektedir. Olumsuz olarak ise bazı durumlarda rol çatışmalarına ve belirsizliklerine neden olabilmektedir. Kardeşler, sosyal çevrenin ve toplumun etkileriyle suçluluk, utanma ve kıskanma gibi karmaşık duygular yaşayabilmektedir.
Alan yazındaki çalışmalar incelendiğinde, çalışmaların çoğunlukla özel gereksinimli çocuk merkezli olduğu görülmüştür. Çalışmalarda, ailelerin de çocukları kadar profesyonel desteğe ihtiyaç duyduğu vurgulanmaktadır. Bu bağlamda özel gereksinimli çocuğu olan ailelerin sistem olarak duygu, düşünce ve deneyimlerinin daha kapsamlı incelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Aile, sistem kuramı, özel gereksinimli çocuk.