Bildiri Konusu:Özel Eğitimde Tanılama ve Değerlendirme


“Bir Dakka! Ben O Sandığınız Kişi Değilim.”: Özel Yeteneklilerde Yanlış Tanılama

Bu çalışmanın amacı özel yetenekli çocuklarda yanlış tanılamaya ilişkin kasıtlı veya kasıtsız oluş biçimlerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda, nitel araştırma paradigması üzerinden hareket edilerek; yarı yapılandırılmış görüşmeler alanın farklı tarafları olan 13 öğretmen, 15 veli ve 10 test uygulayıcısı ile gerçekleştirilmiştir. Görüşme tekniğinin tercih edilmesinin en önemli nedeni, yanlış-tanılamanın gözlemlenmesinin oldukça zor olmasıdır. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Örnekleme dahil etme kriteri olarak, (1) veliler için özel yetenekli çocuğa sahip olması; (2) öğretmenler için BİLSEM kurumlarında öğretmen olarak görev yapıyor olması; (3) test uygulayıcısı için de zeka testi uygulayıcılığı ile ilgili bir eğitim almış ve Rehberlik Psikolojik Danışmanlık ya da Psikiyatri bölüm mezunu veya Rehberlik Araştırma Merkezi’nde görev yapmış olması şartları getirilmiştir.
Bu kriterler doğrultusunda görüşülen 38 katılımcının verisi gömülü teori yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Veri seti, yanlış tanılama durumunu etkileyen veya bundan etkilenen tarafların bireysel gözlemlerini ve bunları kendi açılarından anlamlandırmalarını içermektedir. Analiz sürecinde, gömülü teorisyenlerinden Charmaz’ın (2000, 2006) yapılandırmacı yaklaşımı benimsenmiştir. Bu yaklaşım, verilerin kodlanması sırasında sıkı sıkıya bağlı prensipleri olmaması, belli şekillerde serbestlik sağlaması ve anlamın araştırmacı ve katılımcı işbirliği sürecinde geliştiği varsayımına dayanmaktadır. Çalışmanın inanırlık, güvenilebilirlik, onaylanabilirlik ve aktarılabilirlik düzeylerinin artırılması için çeşitli adımlar izlenmiştir. Başlangıç, odaklanılmış ve kuramsal kodlama arasında ilişkiler kurularak, problem ve çözüm davranışların temel kaynaklarının (1) bilgi düzeyi ile (2) motivasyon olduğu ve bunların da üç olasılığı meydana getirdiği gözlemlenmiştir. İlk olasılıkta, Olumsuz motivasyona (-M) sahip olan bir birey bilgi (-B) konusunda bir eksiklik yaşıyorsa davranış olumsuz (-D) olarak gözlemlenmekte; ikinci olasılıkta olumsuz motivasyona (-M) sahip olan bir birey bilgi konusunda bir eksiklik yaşamıyorsa (+B) davranış yeniden olumsuz (-D) olarak gözlemlenmektedir. Örneğin, bir öğrencinin sınıf içerisindeki arkadaşları tarafından özel yetenekliymiş gibi görünmesini isteyen bir veli, çocuğuna zekâ testi çalıştırması için bir uzman tutabilir. Halbuki zekâ testi hazırlık gerektiren bir test değil, aksine ön çalışması yapılmadan alınması önerilen bir testtir. Bu örnekte veli bilgi sahibi olmasına rağmen motivasyonundan kaynaklı istenmedik bir davranış sergilemektedir. Üçüncü olasılıkta ise, olumlu bir davranışın (+D) sergilenmesi ancak ve ancak olumlu bir motivasyon (+M) ile doğru bilgiye (+B) sahip olmanın birlikteliğinde mümkün olmaktadır. Bilginin bir varlık olarak kendi başına etkili olmamasının nedeni, yönsüz (undirectional) bir kavram olmasından kaynaklanmaktadır; motivasyon ise yönlüdür (directional). Bütün hareketlerimize yön veren en önemli yaşam kaynağıdır. Çalışma sonunda elde edilen gömülü teoriye ilişkin tartışmalar kongre sunumunda paylaşılacaktır.
Anahtar Kelimeler: özel yetenek, zeka testi, BİLSEM, yanlış tanılama